Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Efsane Blog
#41
Mücrim ne demek?

Mücrim kelimesi dilimize Arapçadan girmiş bir kelimedir ve “suçlu, kabahat işlemiş olan, suçu olan kimse, kabahatli, günahkar, cürüm işlemiş olan” anlamlarına gelmektedir.
Mücrim kelimesinin kökeni Arapça “suç işleme” anlamına gelen “icram” kelimesidir ve “mücrim” de “cürüm işlemiş olan” anlamına gelir. Bu kelime aynı zamanda Kuran’da da geçmektedir ve “günahkar” anlamında kullanılmıştır.

Ayrıca Türk müziğinde bilinen bir şarkı olan “Kimseye Etmem Şikayet” adlı parçada da “Titrerim mücrim gibi baktıkça istikbalime.” şeklinde kullanılır. Burada mücrim kelimesinin kullanılması cümleye “sanki suç işlemiş gibi geleceğe korku ve endişe ile bakmak” anlamını katmıştır.
Mücrim kelimesinin sözlük anlamı

1. Suçlu
Mücrim kelimesinin dini anlamı

Mücrim kelimesi İslam dininde “günah işlemiş olan, günahkar, suçlu, haddini aşan kişi” anlamında kullanılır ve çoğulu da “mücrimin” kelimesidir. Kuran’da birkaç surede geçmekte olan bu kelime İslam alimleri tarafından da kullanılmıştır.

Yine “crm” yani “cürüm” kökünden türemiştir. Cürüm ise “suç, kabahat, hata” anlamına gelir. Buradan hareketle “mücrim” de “suç işlemiş olan” anlamına gelmektedir.
Kuran’da “mücrim” kelimesi bir ayette şöyle geçmektedir: “(Ey nimetleri inkar eden kafirler!) Az bir zaman (ölünceye kadar) dünyada, hayvanlar gibi yiyin, için, zevk edinin. Şüphesiz ki siz mücrimlersiniz. (Mürselat suresi: 46)”
Mücrim kelimesinin cümle içinde kullanımı

1. Kötü söz edenler, birinin hakkına gasp edenler, haram lokma yiyenler dinimize göre mücrim kabul edilir.

2. Hapishaneye yeni bir mücrim getirmişler, cürümü nedir bilmiyoruz.

3. Mücrim gibi bir hali var, oldukça gergin, eli kolu durmuyor.
Mücrim kelimesinin İngilizcesi

1. culprit

2. perpetrator

3. felon

4. guilty

5. criminal

6. delinquent





Signing of RasitTunca Original
By Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca
Alıntı
#42
Oku-1 
Müsavi ne demek?

Osmanlı döneminde sıklıkla kullanılan ve Arapçadan dilimize giren müsavi kelimesi “eşit, denk, karşılıklı eşleşen, aynı seviyede olan, aynı derecede olan, eşdeğer olan” anlamlarına gelen bir sıfattır.

Müsavi kelimesi “birinin ötekinden farksız olanı, aynısı, aynı ölçüde olanı” anlamlarında kullanılır. Osmanlı döneminde özellikle hukukta yaygın olarak kullanılan bu kelime günümüzde pek fazla kullanılmamaktadır.

Arapça “musawa” yani “eşleşme, eşit olma, denk olma” kelimesinden türemiştir. Müsavi kelimesinden türeyen “müsavaten, mütesaviyen” kelimeleri de “eşitçe, eşit olarak” anlamlarına gelmektedir.
Müsavi kelimesinin sözlük anlamı

1. eşit
Müsavi kelimesinin cümle içinde kullanımı

1. Onu kendinle bir tutma, sen onunla müsavi değilsin.

2. Bu ilacı içerisindeki sodyum miktarı muadiline müsavidir.

3. Aynı ligde yarışabilmeleri için yetenek olarak müsavi olmaları gerekiyor.
Müsavi olmak ne demek

Müsavi olmak, “denk olmak, eşit olmak, aynı düzeyde olmak, birbirinden farkı olmamak” anlamlarına gelir.
Müsavi kelimesinin İngilizcesi

1. plane

2. equal

3. tantamount

4. level

5. homologous

6. even

7. coequal

8. equivalent

9. coordinate

10. balanced





Signing of RasitTunca Original
By Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca
Alıntı
#43
Oku-1 
Miralay nedir?

Osmanlı döneminde kullanılan bir rütbe olan miralay kelimesinin günümüzdeki karşılığı “albay” kelimesidir. Osmanlı devletinin son dönemlerinde ve cumhuriyetin ilk yıllarında yani 1909-1920 yılları arasında kullanılan bir rütbedir.

Bu rütbe 26 Kasım 1934 tarihinde 2590 sayılı Lakap ve Unvanların Kaldırılması hakkındaki kanunun üçüncü maddesi gereğinde kaldırılmıştır. Miralay rütbesi, günümüzde yarbay ve tuğgeneral rütbesi arasında bulunur ve alay komutanlığıdır.

Albay anlamına gelen miralay rütbesinin asıl görevi alay komutanlığıdır. Miralay kelimesi bey anlamına gelen “mir” kelimesi ile “alay” kelimesinin birleşmesinden türemiştir, yani alay beyi, alay komutanı anlamına gelir.
Miralay kelimesinin sözlük anlamı

1. albay
Miralay kelimesinin cümle içinde kullanımı

1. Odaya en son giren Miralay Mehmet’miş.
2. Bu gördüğünüz ordunun miralayıdır.
3. Miralay rütbesine yükseldiği için çok sevindi.
Miralay kelimesinin İngilizcesi

1. colonel
2. captain





Signing of RasitTunca Original
By Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca
Alıntı
#44
Oku-1 
Metafiz nedir?

Bir anatomi terimi olan metafiz “uzun kemiklerde epifiz ile diafiz arasında kalan dar kısım” anlamına gelir. Kemik oluşumu ile ilgili bir terimdir. Metafiz, gelişimini tamamlayan bir plağı kapsar, kemiğin bu kısmı çocukluk esnasında gelişir ve gelişmekte olduğu sırada diafiz ile epifizin yakınlarında kemikleşir.

Metafiz, anatomik olarak doku içeriklerine göre başlıca üç kısma ayrılabilir: kıkırdaklı bir doku olan epifizyal plak, kemik dokusu olan metafiz ve plağın dış yüzeyini çevreleyen lifli doku.
Çocukluk döneminde gelişmiş olan plak, kemiğin gelişmesini sağlayabilmek için bağlayıcı kıkırdak dokusu içerir. Yetişkinlik döneminde ise (18-25 yaş arası) gelişmiş olan plağın içeriği gelişmesini durdurur ve tamamen kemikleşir, tek bir kemik halini alır. Bir yetişkinde metafiz, ağırlığı kaldıran eklem yüzeyinden diafize doğru yükü aktarma görevi görür.

Epifiz ise uzun kemiklerin yuvarlak şeklindeki uçlarına denmektedir. Eklem kısmında ise epifiz, eklem kıkırdağı tarafından çevrilir, bu kaplamanın altında ise epifizyal plağa benzer bir bölge yer alır ve bu bölgeye subkondral kemik denir. Epifiz, kırmızı kemik iliği ile doludur, bu ilikler ise eritrositleri yani kırmızı kan hücrelerini üretir.

Diafiz de uzun kemiklerin tam ortasındaki, ana kısmıdır. Diafiz, kortikal kemikten yapılmıştır ve içerisinde kemik iliği ile yağ dokusu yer almaktadır. İçinde hem kırmızı hem de sarı kemik iliği bulunur. Asıl kemikleşme diafiz kısmında gerçekleşir.
Metafiz kelimesinin sözlük anlamı

1. Uzun kemiklerde diyafizle epifiz arasındaki kısım
Metafiz kelimesinin cümle içinde kullanımı

1. Metafiz, uzun kemiği oluşturan üç kısımdan biridir.
2. Uzun kemiklerin metafiz kısmı, epifiz kısmından daha silindirik yapılıdır.
Metafiz kelimesinin İngilizcesi

1. metaphysis





Signing of RasitTunca Original
By Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca
Alıntı
#45
Oku-1 
Riyakarlık nedir?

Riyakarlık “iki yüzlülük, özü sözü bir olmamak, dediği başka düşündüğü başka olmak, sahte iş yapmak, mürailik, içi dışı başka olmak” anlamlarına gelir. Riyakar kelimesi “riya eden” demektir.
Riya dilimize Arapçadan girmiş bir kelimedir ve ikiyüzlülük anlamına gelir, “kar” eki ise “bir işi yapan, eden” anlamlarına gelir.

İkiyüzlülük ve mürailik riyakarlığın eş anlamlılarıdır. Riyakarlık, sahip olmadığı bir duygu, düşünce, özellik vb. şeyleri kendinde varmış gibi gösterme, olmayan bir şeyi varmış gibi davranma, içi dışı birbirini tutmama halidir.

Riyakar kişilerin söyledikleri ile düşündükleri ya da yaptıkları birbirini tutmaz. Yüze gülüp arkadan iş çeviren kişilere riyakar kişiler denir. Kısaca iki yüzlü, yalanlarla insanları kandıran kişilere riyakar insan denir.
Riyakarlık kelimesinin sözlük anlamı

1. İkiyüzlülük
2. İnandığı, düşündüğü gibi davranmama, özü sözü bir olmama, mürailik
Riyakarlık kelimesinin cümle içinde kullanımı

1. Riyakarlık her yerini sarmış, artık yalan söylemeden ve insanları kandırmadan duramıyor.
2. Bu yaptığın düpedüz riyakarlık, ona gülüp arkasından iş çeviremezsin!
İslam’da riyakarlık

Riyakarlık İslam’da da yeri olan bir terimdir ve genellikle “bir iyiliği Allah’ın rızası için değil de gösteriş etmek için, başkalarının beğenisini toplamak için yapma” anlamında kullanılır. Böyle kişilere İslam dininde mürai ya da riyakar denir.

Riya İslam dininde son derece kötü kabul edilen bir durumdur zira insanların beğenisini kazanmak, kendi çıkarları için dini ve başkalarının manevi değerlerini kullanmak günahtır. Bu davranışlar ahlaksızlık olarak kabul edilir.

Bununla beraber insanları kandırmak, hile yapmak, içi dışı bir olmamak da dinen riyakarlık olarak görülür ve Hz. Muhammed tarafından riya konusunda şöyle buyrulmuştur: "Muhakkak ki, sizin için en çok korktuğum şey, küçük şirk, yani riyadır." (Tirmizi, Hudut, 24)

Ayrıca Kuran’da El-Baraka suresinde riya için şöyle buyrulmuştur: “Ey iman edenler, sadakalarınızı, malını insanlara gösteriş için harcayan, Allah’a ve ahiret gününe inanmayan bir kimse gibi başa kakmak ve incitmek suretiyle heder etmeyin. Çünkü onun hali üzerinde bir toprak bulunup ta kendine şiddetli bir yağmur isabet eden ve bu suretle kendisini kaskatı bir taş halinde bırakmış olan kaypak bir kayanın hali gibidir. Onlar işledikleri hiçbir şeyde muktedir olmazlar. Allah kafirler güruhuna hidayet etmez.”
Riyakarlık kelimesinin İngilizcesi

1. hypocrisy

2. humbug

3. lip service

4. cant

5. double-dealing

6. dissimulation

7. duplicity

8. two-facedness





Signing of RasitTunca Original
By Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca
Alıntı
#46
Oku-1 
Mahremiyet ne demek?

Arapçadan dilimize girmiş olan bu kelime “gizlilik, kişisel gizlilik, başkalarına söylenmeyen ve sır olarak tutulan şeyler, mahrem olma durumu” anlamlarına gelir.

Mahrem kelimesi Arapça “haram” kelimesinden türemiştir ve “yasak, yapılması yasaklanmış olan, özel alana ait olan, tabu, kutsal” gibi anlamlara gelir.

Ancak mahremiyet kelimesi farklı anlamlar da içerebilmektedir. Mahremiyet hem “gizlilik, kişisel gizlilik” anlamlarını taşır hem de “kişisel alanın dokunulmazlığı, özel hayatın dokunulmazlığı” anlamlarına gelir.

Bilgisayar dilinde mahremiyet “kişisel gizlilik” olarak tanımlanır. Din kültüründe ise yine “gizlilik, özel hayatın gizli tutulması” anlamlarını karşılamaktadır. “Mahremiyet ihlali” ya da “mahremiyetine girmek” tabirleri ise bir kişinin kişisel gizliliğini ihlal etmek, onun saklı tuttuğu özel hayatına dair bilgileri açığa çıkarmak gibi anlamlara gelir.
Mahremiyet kelimesinin sözlük anlamı

1. gizlilik
2. kişisel gizlilik
Mahremiyet kelimesinin cümle içinde kullanımı

1. Mahremiyetine girilmemesi konusunda onu özellikle uyarmıştı.
2. Bu yaptığınız düpedüz mahremiyet ihlalidir.
Mahremiyet kelimesinin İngilizcesi

1. privacy

2. intimacy

3. confidentiality

4. confidence

5. privateness

6. secrecy





Signing of RasitTunca Original
By Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca
Alıntı
#47
Teslim Ne ile Meydana Gelir

Satın alınan malı teslim almadan başkasına satıp devretmek Hanefî ve Şâfiî mezheblerine göre caiz değildir, deniliyor. Teslim ne ile meydana gelir?

Evet satın alman malı teslim almadan başkasına satıp devretme Hanefî ile Şâfiî mezheblerine göre caiz değildir. Mal, gayr-ı menkul olduğu takdirde onun teslimi tahliye edilmesiyle olur. Yalnız satın alman gayr-i menkul mal orada hazır olmazsa tahliye etmekle beraber oraya varacak kadar bir zaman geçmesi lâzımdır ki teslim ve tesellüm meydana gelsin.

Menkul ise Şâfiî mezhebine göre teslimi, alıp götürmek veya bir yerden alıp başka bir yere koymakla olur. Şayet konduğu yer satıcıya ait olursa onun iznini almak da lâzımdır.

Hanefî mezhebine göre ise teslimi, müşteri engelsiz olarak satılmış olan malı teslim alabilecek şekilde tahliye edilmesiyle olur. Şâyet uzak olursa teslim ve tesellüm İşi bitmemiş olur. Bir kimse ambarda bulunan buğday ve pamuk gibi menkul bir malı satın alır sonra satıcı ambarın anahtarını kendisine vererek artık alabilirsin dese, teslim ve tesellüm işi bitmiş olur.

Hatta anahtarı teslim ettikten sonra zaman geçer ve bu arada satılmış olan mal yanar veya başka bir sebeple telef olursa müşterinin kesesinden gider. Çünkü anahtarı müşteriye teslim edip onu serbest bıraktıktan sonra hükmen teslim sayılır. Saülan şey şâyet sığır, koyun gibi bir şey olursa gözle görülse teslim sayılır. Elbise gibi bir şey olup şayet elini ona uzattığı takdirde yetişirse bu teslim sayılır. Bir kimse bir şeyi satın alıp içine koymak için bir kab verip içine konulursa teslim sayılır.

Dipnot
İbn Abidin, c. 4, s. 42-43





Signing of RasitTunca Original
By Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca
Alıntı
#48
Nağme Nedir

NAĞME: Sesi mûsikî perdelerine uydurmak. Tegannî.

Hadîs-i şerîfte buyruldu ki: “Kur’ân-ı kerîmi Arab şîvesi ile onların sesi ile okuyunuz. Fâsıklar şarkıcılar gibi okumayınız.” Şarkı okur gibi okuyan kimsenin imâm olması haramdır. Onun arkasında kılınan namaz sahîh olmaz. Çünkü nağme yapmak harf ekl emektir ki, bunlar insan sözü olur. Kur’ân-ı kerîm olmaz. (Muhammed bin Ahmed Zâhid)

Kur’ân-ı kerîmi güzel ses ile okumalıdır. Tegannî ile nağme ile okumak haramdır. Peygamber efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem şiir dinlemiştir. Fakat bu, şarkı, nağme dinlemeye izin değildir. (Alâüddîn Haskefî)

Nağme bulunmayan güzel sesi dinlemek mübâhtır. Sıkıntı gidermek için nağme ile kendi kendine okumak câiz diyenler vardır. Fakat başkalarını eğlendirmek veya para kazanmak için okumak haramdır. Nağme üçtür. Birincisi insan sesi; ikincisi hayvan sesi, kuşların ötmesi gibi. Bunları dinlemek helâldir. Üçüncüsü, cansızlardan (bütün çalgılardan) vurmak, üflemek, sürtmekle çıkarılan seslerdir. Bu sesleri dinlemek haramdır. Suyun akması, dalgaların çarpması, rüzgâr, yaprak seslerini dinlemek günâh değildir. (Mazhar-ı Cân-ı Cânân)





Signing of RasitTunca Original
By Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca
Alıntı
#49
Delk Nedir

Oğmak.
Abdestte ve gusülde, yıkanan yerleri oğmak.
Delk, Hanefî mezhebinde abdestin sünnetlerindendir. (İbrâhim Halebî)
Mâlikî mezhebinde abdeste ve gusle başlarken niyet etmek, abdestte ve gusülde her uzvu delk ve muvâlât (uzuvları aralıksız yıkamak) ve gusülde saçı hilâllemek, parmakları saçların arasına sokup ıslatmak farzdır. (Abdurrahmân Cezîrî)





Signing of RasitTunca Original
By Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca
Alıntı
#50
Dellal Nedir

Alıcı ile satıcı arasında vâsıta (aracı) olan ücretli kimse, komisyoncu.
Dellâl, mal sâhibinin izni ile malı kendi sattığı zaman, komisyon ücretini mal sâhibinden alır. Müşteriden bir şey isteyemez. Eğer dellâl, mal sâhibi ile müşteri arasında aracılık yapıp, malı mal sâhibi satarsa, dellâl ücretini, âdete göre; mal sâhib i veya müşteri yâhut da her ikisi ortaklaşa verirler. (İbn-i Âbidîn)
Dellâl, işçi gibidir. Bunlar iş karşılığı değil, elindeki malı satarsa ücret alır. (İbn-i Âbidîn)





Signing of RasitTunca Original
By Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca
Alıntı
#51
DENDÂN-I SEÂDET NEDiR:

Peygamber efendimizin Uhud muhârebesinde şehîd olan, kırılan mübârek dişinin bir parçası.
Dendân-ı seâdet, Osmanlı pâdişâhlarından Sultan Mehmed Reşâd tarafından yaptırılan kıymetli taşlarla süslü altın bir muhâfazada Topkapı Sarayında saklanmaktadır.
(Osmanlı Târihi Ansiklopedisi)





Signing of RasitTunca Original
By Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca
Alıntı
#52
Mersin Bitkisinin Özellikleri Nedir

Mersin veya murt ağacı (Myrtus), mersingiller (Myrtaceae) familyasından, maki grubundan çalı formunda bir bitkidir. Boyları 2-3 metreye kadar yükselebilen bitki, Akdeniz ikliminin hüküm sürdüğü yerlerde, özellikle kıyı kesimlerde görülür. Bitkinin aynı isimle anılan beyaz ve mor renkte meyveleri eylül ayında olgunlaşır ve çerez olarak tüketilir. Ayrıca bitkinin genç sürgünleri, çelenk süslemesinde de kullanılmaktadır.

Bitki sulak arazileri sever. Bitkinin kökleri toprağın hem derinlerine kadar indiğinden hem de toprağın yüzeyine yakın yerlerine dağıldığından, bu bitki yörede erozyon önlemede etkin olarak kullanılmaktadır. Özellikle yörede eğimli arazilerin heyelan tehlikesi olan kesimlerine dikilmektedir.

Işık: Tam güneşli yerlerde yetişir.
Nem ve su: Nem ve su ister.
Toprak: Toprak yönünden hiçbir sıkıntısı yoktur.
Boy: 2-3m
Taç genişliği: 1-2m





Signing of RasitTunca Original
By Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca
Alıntı
#53
Mabel’i romandan, Matiz’i eski Yunan’dan

Sanal alemde müziği ile ün yapan Mabel Matiz’le, müzik alemine geçişini konuştuk. Ne tarz müzik yaptığı sorusuna şu yanıtı veriyor: “Bunun böyle de yapılabileceğini göstermek adına ,ben bu soru geldiğinde hep aynı cevabı veriyorum; POP”

Internetin nimetlerinden faydalanarak kısa sürede üne kavuşan Mabel Matiz uzunca bir süre sanal alemde yalnız şarkılarıyla kendini gösterdi. My Space’deki hayranları ne yüzünü, ne asıl adını bilebildiler. Sonra albümü ile çıktı ortaya. Bir tarafta diş hekimliği ve insan hakları hukuku, bir tarafta da müzikle ilgilenen sanatçının kapısını çaldık. Mabel Matiz’le samimi bir söyleşi yaptık, ardından sahne aldığı mekanda
bir de canlı performansını izledik.

Mabel Matiz’in anlamı nereden geliyor,
neyi ifade ediyor tam olarak?


Mabel adı okurken çok etkilendiğim, “Kumral Ada Mavi Tuna” romanında yer alan Tuna karakterinin takma adı. Matiz ise, çok sarhoş, düşkün kimse anlamlarına gelen eski yunanca kökenli argo bir kelime. Kısmen benim dünyaya bakış açımı yansıttığım için etkilendim.

Çok mu içiyordun o zamanlar , bir başka tabirle çok mu derberderdin?

Dönem dönem çok içiyorum ama bu aralar az içiyorum.

Nerede ve nasıl başladı hikayen?

Çocukluğum Mersinde geçti, orada doğdum büyüdüm. Üniversite için İstanbul’a geldim. Ya da İstanbul için üniversiteye... Anne tarafımın hepsi İstanbulda olduğu için arada sırada geldiğimizde mutlu oluyordum bir hayranlığım vardı İstanbul’a. İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesini kazandım, beş buçuk yıl sürdü, 2008 yılında mezun oldum.

Müzikle olan bağın nasıl başladı?

Çocukluğumdan beri kendi kendime şarkı söylerdim. Ama galiba lisede edindiğim gitarım şekillendirdi benim müziğe olan ilgimi. Kısa süre gitar ve şan dersi aldım. Üniversitede edindiğim cover gruplarıyla performanslarımız oldu. 2007 de şarkıları yazmaya başladım. Daha doğrusu 2007 yılından önce de yazdığım bir şeyler vardı ama bir yerden sonrasını alırsınız ya. Ben de 2007 yılını başlangıç olarak alırım. “Arafta” isimli şarkı 2007 de yazıldı ve albümün en eski şarkısıdır. Şarkı yazma dönemine o zaman girdim, Bir yıl sonra da bunları stüdyoda kaydedip 2008’in Ekim ayında Myspace üzerinden yayınlamaya başladım. Gerisi zincirin halkaları gibi ya da yapbozun parçaları gibi birbirine eklendi zaten...

Her anne baba gibi senin ailen de üniversiteye büyük ümitlerle yollamıştır. Diş hekimi olarak kabullenmişken bir anda Mabel çıktı ortaya. Nasıl tepki verdiler tıptan müziğe kaymana?

Aslında çok da olmadı onlar bu durumu öğreneli. Geçen yıla kadar bilmiyorlardı. Demolar dönüyordu ortalıkta ama onlara değil kimseye söylemedim bu durumu bir süre. Mabel Matiz adı altında olduğu için olanlardan haberdar olmadılar. Duyduklarında çok şaşırdılar, albümü duyduklarında daha da şaşırdılar, albüm çıktı klipler dönmeye başladı büyük bir şaşkınlık ve şok yaşadılar bir süre. Kısmen hala minik bir burukluk olsa da mutlular bu durumdan. Babam hala hekimliğe devam etmem gerektiğine inanıyor. Albüm sürecine kadar da devam ediyordum zaten hekimliğe. Taa ki vokal kayıtları başlayana kadar. O yüzden şu an için sadece ara verdim.

Hekimlik demişken piyasada birçok hekim sanatçı var. Hekimlerin müziğe olan ilgisi tesadüf müdür? Yoksa tıp fakültelerinde sizi müziğe iten dersler veriliyor da biz mi bilmiyoruz?

Gerçekten, bizim diş hekimliği fakültesinin yarısı müzisyendi, diğer yarısı da tiyatro, fotoğraf, sporla ilgileniyordu. O kadar zor, yoğun ve bunaltıcı bir ders süreci var ki okulun, insanlar galiba kendini mutlu edecek, kafa dağıtacak bir şeyler arıyor.

Yaklaşık 2 yıl kadar sadece ismin ve sesin dolaştı sanal alemde? Neden kendini bir süre gizledin?

Biraz utangaçlığımdan, biraz da müziğin böyle şeylere ihtiyacı olmadığını düşündüğümden. Biraz da kendimi tartmak istedim; insanlar nasıl karşılar, nasıl tepkiler verir diye. Eğer müzik gerçekten müzikse, bir yerlere ulaşıp, birilerine dokunup bir şeyler ifade edecekse inanın hiç gerek yok geriye kalan çabalara.


Peki ortaya çıkışın, sesinin yanında insanların senin yüzünü de görmesi nasıl oldu?

Göksel’le albüm kayıtlarını yakın çevreme dinletmeye başladığımda tanıştım, O da bana desteğini esirgemedi.10 aralık salı günü, Göksel solo konserinde beni sahneye davet etti ve bir şarkıyı beraber söyledik.O gün çekilen birtakım fotoğraflar artık fiziksel olarak da insanların beni tanıdığı gün oldu. Ayrıca Mabel Matiz adı altında ilk profesyonel sahnemdi.

Albüm hikayesi nasıl başladı?

Yapımcım Engin Akıncı’nın Myspace sayfamdaki şarkılarıma rastlamasıyla başladı. Günlerce oradaki kayıtları dinlemiş. Diş kliniğinde nöbette olduğum bir gece, şarkılarımı bir albümde toplamak istediğinden bahseden mailini aldım. Sonrasında Alper Erinç ve Alper Gemici ile tanıştım ve çok iyi anlaştık.Beraber şarkıları yeniden kaydetmeye başladık, sonra
aranjeleri, vokalleri derken 1.5 yıl sonunda bitti albüm. Rüya gibiydi o stüdyoya girdiğimden şu zamana kadar geçen süre....

Şarkıların hikayeleri var mı? Filler Ve Çimen mesela, filmini izleyip mi yazdın?

Yok hayır filler ve çimen sözünü o film sayesinde öğrenmiştim.Şarkı da aslında o atasözünden geliyor; bir uzak doğu atasözü yanlış hatırlamıyorsam.Filler ve çimen yol ve ayrılık şarkısı.Bir arkadaşımı başka bir mecraya uğurlarken yazmıştım. Tam olarak o ayrılığı hatırlamasamda, iyi ve kötü hayatın bir takım yönlerinden bahseden şarkıdır.

Her sanatçının bir ilham perisi vardır
derler. Senin bu ilhamı yakalayıp şarkılarını

ortaya çıkarışın nasıl oldu?

Albüme baktığınızda olumsuz şeylerden esinlenerek yazılmış genelde. Mutluyken yazdığım şarkı sayısı çok az... Elbette
mutluyken yaptığım şarkılar da var. Morinin Meyhanesi mesela... Bir akşam diş hekimliği kliniğinde otururken Big Boys dinliyordum. Bir anda ortaya çıkan bir şarkı oldu, ilk telefona filan kaydettim hatta o an.

Bu durum melankolik bir halin olduğunu
düşündürüyor sanki seni dinleyenlere?


Evet bunu kabul edebilirim.İsteyerek yapılmış bir şey değil. Ama kendiliğinden bir araya geldiğinde böyle bir hissiyat var galiba bunu kabul edebilirim.

Sen yaptığın müziği nasıl tanımlıyorsun
pop mu rock mı, alternatif müzik
mi vs?


Ben ne tarz müzik söylüyorsun dediklerinde pop müzik diyorum. Bunu kabul etmeyen kesimler de var ama popun böyle bir yüzünün olabileceğini daha kolay ve daha mantıklı buluyorum. Günümüzde yontulup farklı noktalara kaysa da pop müzik kavramı, adı üstünde o günün popileritesini yansıtan müziktir. O yüzden geçmişteki pop müzik hissiyatı yeniden canlandırmak adına, bunun böyle de yapılabileceğini göstermek adına ben bu soru geldiğinde hep aynı cevabı veriyorum; POP...

Sözlükleri, facebook ve twitter gibi sosyal ağları takip ediyor musun?

Çok eski bir Ekşi Sözlük okuyucusu ve yazarıyım. Şu an popüler olan sosyal paylaşım siteleri yokken Ekşi Sözlük vardı ve insanlar orada söylerdi tüm fikirlerini. O yüzden çok yararlı buluyorum ben sözlükleri.. Bugüne kadar sözlüğün amacını ve işleyişini eleştiren birçok kişi,şu an Twitter da sözlüğün yaptığını yapıyor, hatta daha sert bir şekilde yapıyor. O yüzden yanındayım sözlüklerin her zaman...

Siyasete bakışın nasıl? Sence sanatçılar hayran korkusuyla siyaset hakkında yorum yapmaktan kaçınıyorlar mı?

Vicdanı yaşayan her insanın bir siyasi fikri vardır. Asla bunu belirtmek zoruda değildir ama yararlıdır siyaset sonuç olarak. Ya da yararlı olması gerekir. Fikirler çarpışacak ki; insanlar çarpıştırdığı fikirlerle doğru yolu bulsun. İnanıyorum ki hiçbir sanatçı siyasetten kaçmaz, sadece bazıları fikrini belirtmez. Buna da kimse bir şey diyemez....

Günümüz Türkiye’sinde rahatsızlık duyduğun noktalar var mı peki?

Elbette var Her insan gibi bazı şeylerden ben de rahatsızım. Mesela demokrasi, insan ve fikir özgürlüğü dediğimiz kavramlara balta vuran noktalardan rahatsızım. Cezaevlerinde gazetecilerin bulunmasından rahatsızım. Adı yüzünden yasaklanan kitaplar olmasından rahatsızım. Homofobiden rahatsızım. Kadın cinayetlerinden, çocuk istismarlarından terörden çok çok rahatsızım. Bu şekilde sıralayabileceğim birçok konudan rahatsızım...

Bu konuları ele almışken bir de İnsan Hakları Hukuku alanında yüksek lisans yapmışsın. Amacın neydi?

Biraz önce sözünü ettiğim şeylerden şu an olduğu gibi o dönemde de rahatsızdım ve nefret suçları üzerine bir şeyler yapmak istiyordum. Bu akademik bir süreç olabilirdi, proje olabilirdi vs. Bunları konuşurken Yalçın’ın Bilgi Üniversitesi’nde akademisyenlik yapıyor olması ve bana fikir vermesiyle başladı. Benim kişisel görüşüm ve yapmak istediğim şeyle de bağdaştığı için bu şekilde bir karar aldım ve gerçekleştirdim.





Signing of RasitTunca Original
By Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca
Alıntı


Foruma Git:


Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi